20/8/2006 - miraç kandili
MİRAÇ...
Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi Arzum ahirette cennete seninle girmeyi Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Arapçada "yukarı çıkmak, yükselmek" anlamına gelen Miraç, Peygamberimiz (sav)'in büyük mucizelerinden biridir. Kuran-ı Kerim'in İsra ve Necm Surelerinde Peygamber Efendimiz (sav)'in mucizevi şekilde Mescid-i Aksa'ya yaptığı gece yolculuğu ve *Sidretü'l-Münteha'ya yükselişi bildirilmektedir. ( *Sidretü'l-Münteha: Yaratılmışların bilgilerinin tükendiği, ötesine geçemediği son sınır.)
İsra kelimesinin Arapça sözlük anlamı, "gece yolculuğu ya da gece yürüyüşü" dür. İsra Suresi'nin ilk ayetinde Yüce Allah, Sevgili Efendimiz (sav)'in mucizevi yolculuğunu şöyle bildirmektedir:
Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) Yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir. (İsra Suresi, 1)

Bu gece Mirac Kandili. İnsanlık tarihinin en harika olaylarından biri olan Mirac mucizesinin gerçekleştiği kutlu gece. İlâhî rahmetin, mağfiretin, feyiz ve bereketin coşup taştığı, gönülleri mest eden tecelliyâtın yaşandığı, anlatılması kabil olmayan güzellikler ve sırlarla dolu muhteşem bir gece.
Yaklaşık 1435 yıl önce kamerî aylardan Receb-i Şerif'in yirmi yedinci gecesi kâinatın efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Burak adı verilen nuranî bir binekle Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksâ'ya götürülüyor. Mescid-i Haram, mâlumunuz, Kâbe'yi çevreleyen büyük mabed olup, Mekke'dedir. Mescid-i Aksâ ise Kudüs'te. Oradan da bütün gökleri geçerek manevi alemleri, ahiret diyarını, cenneti, cehennemi, eşyanın hakikatlerini, kâinatın sırlarını gördükten sonra, hiçbir varlığın, hatta meleklerin en büyüğü olan Hz. Cebrail (a.s.)'in dahi ulaşamayacağı noktalara varıyor. Huzur-u İlahiye müşerref oluyor. Cemal-i Mevlâ'nın nuruyla aydınlanıyor. Vasıtasız vahy-i Rabbanîye mazhar olduktan sonra bu ulvî seyahatin şanına layık hediyelerle geri dönüyor.
İslami kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Miraç mucizesi müşrikler ve iman etmeyenler tarafından -düşük akılları nedeniyle- şüpheyle karşılanmıştır.
"Dediler ki: "Bize Mescid-i Aksa'nın nasıl olduğunu anlatır mısın? Zira içlerinden bazıları o beldeye gidip Mescid-i Aksa'yı görmüştü.
Resulullah anlatıyor:
Mescid'i anlatmaya başladım. Bazı yerlerini tarif ederken, kuşkuya düştüm. Bunun üzerine Mescid-i Aksa getirilerek Akab ya da Ukeyl'in evinin önüne konuldu. Ben de ona bakarak anlatmaya başladım"
Resullullah'ın konuşmasından sonra orada bulunanlar şöyle dediler:
Allah'a andolsun ki, Mescid'i tarifi doğrudur."
Mescid-i Aksa'nın olduğu bölgeye hayatı boyunca hiç gitmemiş olan Hz. Muhammed (sav)'in müşriklerin sorularını eksiksiz cevaplaması, Rabbimiz'in büyük bir mucizesi ve rahmetidir. Bu mucizeyle iman edenlerin şevkleri, heyecanları ve Peygamberimiz (sav)'e olan bağlılıkları bir kat daha güçlenmiş, iman etmeyenler ve müşriklerse inkarlarında akılsızca diretmişlerdir.

Miracın en büyük hediyesi olan beş vakit namaz her mümin için bir miracdır. Adeta namazın her bir tekbiri bir basamak olup, bir nevi müminleri Miraca müminleri yükselterek Cenab-ı Mevlâ'nın huzur-u kibriyasına müşerref kılmaktadır. Süleyman Çelebi bu gerçeği şöyle dile getirir :
Sen ki mirac eyleyüp ettin niyaz, Ümmetinin miracını kıldım namaz.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.
Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.
Şairler aciz kaldı, dile getiremedi Edipler bitab kaldı deyip bitiremedi Alimler hayran kaldı, sırrına eremedi Miracı Nebevinin, müjdesi hürmetine Ya Rab ihsanda bulun Muhammed ümmetine!
Zahmetsiz rahmet,emeksiz bereket olmuyor.İnançsız yürek solup gidiyor.Gül yüzlü,güzel sözlü kullardan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun...
Cenab-ı Mevlâ Miracın nuruyla iç dünyamızı ve bütün alem-i İslam'ı aydınlatsın. Huzur, feyiz, bereket, rahmet ve mağfiretlere nail eylesin.
Mirac-ı Muhammedi'nin gölgesinde nice maddî-manevî yükselişlere mazhar olmak dileğiyle..
|